
Sina Koloğlu ile 'Televizyon Deposu'
582
04.11.2009
Ezel üzerine!
|
9 ziyaretçiden Ortalama 1,89 puan
|
Arabesk hallerde yok değil...

Kuşkusuz bu yeni yayın döneminin flaş dizisi Ezel oldu. Senaryonun gelecek ve geçmiş ile kurduğu bağ. Oyuncu karakterlerin, geçmişte bir şekilde mutlaka karşılaşmış olmaları, akıllı bir seçim. Dizinin flaş ismi şimdilik ne Eyşan ne de Ezel. Galip amca şiirleri, ses tonu ve tiradları ile ağırlığını koydu. Hatta internet sitelerinde Ezel ile olan diyalogları ve dizinin geleceği ile ilgili söyledikleri bölümler, büyük bir keyifle takip ediliyor. İşte oyunculuk ta böyle bir şey. Tuncel Kurtiz hani nasıl denir "peynir ekmek gibi" oynuyor.
Arabesk hallerde yok değil!
Tabii böyle hafif arabesk durumlarda olmuyor değil dizide. Son bölümde Ezel'in annesi ile karşılaşması. Bir nevi bende "Muhterem Nur" sendromu oluşturdu. Türk sinemasının bildik karelerindendir. Görme engelli anne ve öldüğü söylenen oğlu karşı karşıya gelir. Anne dokunuşnda onun kokusunu hisseder. Böyle durumlar oldu. Tabii ki araya katmadan olmuyor. Ama gayet güzel geçmiş gelecek bağlantıları devam ederken birden böyle bir sahne.
Eyşan ve Bahar ile birlikte gidilen yemekte tabii 'Yeşilçam tadında' oldu. Eyşan "Aşık olmadığını ama birini çok sevdiğini" Ezel'e söyledi. Sonra kendi başına kalınca hüngür hüngür...Bahar zaten hasta o da bir başka 'Yeşilçam" kodu... İnce hastalık durumu. Ama dediğim gibi, öyle bir harmanlanır ki, bunu hissettirmeyebilirler. Birde kumar partileri. Hani Amerikan filmlerinde göre göre ezberledik. E adamların işi bu. Bizde Las Vegas geleneği yok. Kıbrıs'ta çekimleri yapılan bu sahnelerden sonra "kumar turizmi" acayip artmış. Ama sahneler öyle hani beni heyecanlandırmıyor. Ezel hemen yanındaki adamın nasıl hile yaptığını anlıyor. Bende izlerken anlıyorum. Yani bu işin kurdu olmaya gerek yok bunun için.
Eyşan karakteri oldu mu?
Altıncı bölüm bir hafta gecikme ile yayınlanıyor. Film uzunluğunda her bölüm. Böyle olunca, nefes payı gerekiyor. Tabii izleyici şikayet ediyor "diziden koptuk" diye. Ama işte bizim dizi durumları da böyle! Bu arada baktım forumlarda, Eyşan rolündeki Cansu Dere eleştiriliyor. Cansu Dere 'star bir oyuncu' değil. Donuk donuk bakışları onun en büyük özelliği. Ve bu dizideki bu karaktere uymuş. Her rolün ismi değil. Ama sanki bana burda o bakışları gitmiş gibi geldi. Ehh sizlerin bu konuda düşüncelerinizi bekliyorum.
Bu Kalp Seni Unutur mu çok mu sert?
Bir dönem dizisi. Ve Türkiye'nin hapishanelerinde bugüne kadar yapılmış en büyük işkencelerin yılları. Dizi buradan başlıyor. Son bölüm belkide Türkiye'nin o bir türlü çözemediği 'kürt sorununun'da başlangıcı. Yani Diyarbakır Cezaevi'nde olanlar. Bunlar yaşandı. Şöyle söylüyorlar; "Hatırlaz Sevgili daha duygusaldı"...Bu kadar işkence görüntüsü yoktu. Demokrat Parti döneminden gelinen "daha siyasi ortamların" olduğu bölümlerin ağırlık kazandığı bir diziydi. 12 Mart'ta yaşananların çok daha fazlası 12 Eylül döneminde yaşandı. İşkenceler, baskılar vs had safhaya çıkmıştı. Dizi bu yoğunluğu ve yaşanılanları vermek istiyor. Daha Özal dönemi var. Oralarda sanırım, "liberalleşme" ile beraber ilişkiler daha ön plana çıkacak. Bugünlerin işkencesinden geçenler o dönemlerde hangi rollerde olacak? Sözü size bırakıyorum. Dizi sert acımasız bir dönemi anlatıyor. Haa birde "taraflı" olduğu söyleniyor. Bu konularda görüşlenizi bekliyorum.


|
Yorumlar
(1)
|
|
| |
 |
ela2413 |
16.11.2009 11:57:11 |
| gerçekten dizide gelecek ile geçmişin aynı zamanda sergilenmesi çok güzel.bu yüzden diziye değişik bir hava katıyor.artık ezel intikamını alsın bu insanlardan. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorumlar
(1)
|
|
|
|